23 Mayıs 2012 Çarşamba

Kedilerin gariplikleri - 8. yazı

kumlarının değiştirilmesi gerektiğini belli etmek için kahvaltı yapan can dostlarının uzun süren kahvaltılarını bitirmelerini beklemeleri, yine aynı can dostlarıyla burun buruna selamlaşmaları.

bizdeki üçbacaklı şebelek kahvaltı yapılan süre boyunca sepetinin içinde mutlu mesut uyurken, kahvaltının bittiğini görür görmez tuvalet kaplarına doğru koşarak, canşırah feryatlar içinde kumu eşeleyerek, bize kumun acilen değiştirilmesi gerektiğini belli edebilecek gariplikte. tabi, kahvaltıdan hemen sonra kedi tuvaleti değiştirmek çok zevkli bir eylem olmasa da, ortalığı ayağa kaldırmak için en azından bir süre bekleyecek kibarlığı göstermesi takdireşayandır.
aynı şebelek bizimle burun buruna selamlaşmaktadır ayrıca. belli kesimde görülen kafa tokuşturarak selamlaşmanın kedi versiyonu bu.
kendi aralarında burun buruna selamlaşma doğaları gereği ve normal de, aynı eylemi bizimle yapma ısrarı yine bir başka gariplik bu şebelekler için.
bu selamlaşma bir ritüel olarak her gün uygulanıyor. önce upuzun kuyrukla can dostuna tamamen sarılınır (çok uzun kuyruk ama maşallah, kuyruğunu alnına değdirebiliyor), sonra aynı boya gelinmesi bekleniyor, aynı hizaya gelince burun uzatılarak tokuşturuluyor, hemen ardından şebelek kendini yere atarak tek bacağını gerip göbişini okşatmak üzere açıyor. kedi dilinde bu ritüel "merhaba, seni gördüğüme memnun oldum, şimdi göbişimi okşa" demek.
bu üçbacaklı erkek şebelek aynı zamanda kendisini, yavruyken sahiplendiğimiz iki kedinin annesi sanıyor, bu şirinlerden birisi halen bu büyük şebeleğin kulağını emmeye devam ediyor, bir taraftan da eliyle iyice yoğuruyor zavallımın başını, boynunu, süt iyice çıksın diye. özellikle, kısırlaştırdıktan sonra iyice munis bir kedi oldu büyük kedi.
aslında büyük daha yavruyken bahçede bakmakta olduğumuz kedilerden birisiydi. dört bacağı da yerindeydi, uzun kuyruğunu alnına değdire değdire sokaklarda koşturup duruyordu. tahminen dört aylıkken soğuk bir kış gününde, bir haftasonu aniden bu yavrunun arka sağ bacağının çok kötü durumda olduğunu farketmemiz üzerine hemen peşinden koşup yakaladığımızda bacağın parçalanmış olduğunu farkettik. anında veterinere götürüldü, yapılan muayenede zavallımın ısınmak için bir araç motoruna girmiş olabileceği, aracın çalıştırılması sırasında harekete geçen motorun bacağı parçalamış olabileceği öngörüldü. "bu özellikle kış aylarında oldukça sık karşılaştığımız bir durum" dedi veteriner.
uzun uğraşlar sonucunda yavrucağın yaşamı kurtulsa da bacağı kurtulmadı. üçbacakla sokaklarda yaşaması imkansız olacağından, doğal olarak hemen sahiplendik.
tüm şebeleklerimizi sevmekle birlikte bu üçbacaklı şebelek maşallah, her yönüyle bir kaç basamak önde bize göre.
hiç bir külfeti, zahmeti olmadan yaşamımıza mutluluk katmaya devam ediyor. hem tuvaletini temizletmek için kahvaltımızı bitirmemizi bile bekliyor, o kadar düşünceli maşallah.
bu nedenle sahipsiz bir cana yuvasını açmak isteyen, bir cana şefkat ve sevgi vermek isteyen herkese önceliği engelli hayvanlara vermesi gerektiğini ısrarla belirtirim. her zaman dediğim gibi sokaklarda yaşama şansı olmayan (insan kaynaklı her türlü etken - araçlar, zehirleme, tecavüz, şiddet, açlık susuzluk v.s. nedeniyle) engelli canlar evde hiç bir yük getirmeden, diğerlerinden herhangi bir farkı olmadan mutlu mesut yaşamaya devam ediyor. bu sebeple bir can sahiplenilecekse mutlaka engelli bir kedi, köpek, tavşan v.b. sahiplenilmesi gerekmektedir.
soğuk havalar yaklaşırken bir uyarı: aracınızı çalıştırmadan önce kaputa vurun, soğuk havalarda kediler ısınmak için aracınızın motoruna sığınır!!!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...