Öne Çıkan Yayın

`Uğurlu` Tavşan Bacağı Vahşeti

TAVŞAN BACAĞI VAHŞETİ İnsanoğlunun hayvanların tüyünden, yününden, özelliklerinden, sütünden, etinden vs. vs. yüzlerce işkence yöntemi...

Azerbaycan ve Hayvan Sevgisi ve diğer konular

bu ünlü bir şarkıcı azerbaycan`da. adı aygün kazımova ve fotodan da görüleceği üzere donmaktan son anda kurtulmuş, bir hayvanın kürkünü koparıp giyinerek. bakü malum sibirya ile boy ölçüşecek soğuklukta bir şehir. tabi kar yağmıyor pek, ben nadiren denk geldim ancak `her ihtimale karşı tedbirli olup kürk giyinmek lazım` diye düşünüyor bu saygıdeğer halk. elbette, sibirya`da dahi giyilmemeli kürk, yalnız yersizliği kıyaslamak için örnek verdim. 

azerbaycan asıllı türkiyeli hayvan hakları savunucusu olarak, uzun yıllardır hem azerbaycan, hem de türkiye`ye yönelik hayvan hakları uğruna mücadele içindeyim.

her iki ülkedeki hayvan hakları ve ihlalleriyle uğraşmak, her iki ülkedeki hayvanlara maddi / manevi olarak yetişmeye çalışmak zorlayıcı olabiliyor.

azerbaycanlı olmam hasebiyle bu halkı ve hayvanlara yönelik anlaşılamaz sevgi, şefkat ve merhametsizliklerini iyi bildiğim için bu ülkedeki hayvanlara karşı çok daha büyük bir sorumluluk ve dinmek bilmeyen bir vicdan azabı hissediyorum, hep daha fazlasını yapmam gerekiyor hissi mevcut içimde. 

azerbaycan`dan çok küçük yaşta ayrılarak eğitim için türkiye`ye gelmiş, sonrasında da yerleşmiş olmam hasebiyle azerbaycanlılarla aramda hemen hemen hiçbir bağ hissetmiyorum. hatta hayvan sevgisinden yoksun olmalarından ötürü iyice uzaklaşıyor ve soğuyorum bu halktan. 

azerbaycan`ı bir ülke olarak beğeniyorum. çok güzel bir ülke, coğrafyası, doğup büyüdüğüm bakü şehrinin mimarisi, ferah huzurlu geniş yeşil caddeleri muhteşem. halk değiş tokuşu bu ülke için iyi olurdu diye düşünürüm her daim. herhangi bir halkla, belki ugandalılarla... :)

ortak coşku, ortak üzüntü hissetmiyorum, onları aşırı mutlu eden, etkileyen olayları dışarıdan bir insan gibi izliyorum ilgisizce. bir insan mensubu olduğu halka karşı nasıl herhangi bir aidiyet hissetmez, bu hususu ve etkilerini somut olarak kendi üzerimde hissediyorum. sadece çok çok zayıf, koptu kopacak, belli belirsiz ipince bir tel var gibi hissediyorum kalbimle bu ülke arasında. nadiren, bir azerice şarkı, azerice kitaptan bir cümle, bir filmden bir sahne, bu ülkeden bir anı, gördüğüm bir rüya aklıma geldiğinde o ipince tel hafiften çekiliyor gibi oluyor. o zaman çok çok zayıf bir hüzün hissedebiliyorum. sadece o anlarda. bu telin hala mevcut olmasına üzülerek biraz. şaşırarak aynı zamanda.

azeriler kültürlü, eğitimli, modern, kadın haklarına değer veren bir halk ancak olumsuz yönleri o kadar fazla ki, tüm olumlu özelliklerini bastırıyor, silip geçiyor nezdimde. lüks düşkünü olmaları minimalist olan şahsımı çok fazla rahatsız ediyor. less is more zira. genel olarak, lüks için yaşayan bir halk. lüks yemek, lüks giysi, lüks eğlence, lüks seyahat/ tatil, özetle lüks yaşam tek amaçları şu hayatta, çoğunluğun bir ideali, yaşam amacı, sosyal sorumluluğu yok, çok bencil bir halk. ki, hayvan sevgisizliğini bu lüks düşkünlüğüne ve bencilliklerine bağlıyorum. o kadar kendileriyle ve lüks yaşamlarıyla ilgililer ki, başka canlılara gösterebilecekleri bir ilgi kalmıyor geriye. ılıman iklimde donuyormuşçasına kürk giyen bir halk bu, her iki cinsiyle. gösteriş için yaşıyorlar.

yüzlerinde asırlardı yerleşik. o şahsımı son derece rahatsız eden ifadeyi tanımlamak için, lisede mantık/ felsefe/ psikoloji, üniversitede felsefe, sosyoloji, kriminoloji gibi aldığım dersler, üstün muhakeme/ tespit/ gözlem/ analiz yeteneğim, mesleki ve karakteristik özelliklerim yetmiyor.

sadece cahil tekebbürü diye tanımlayabiliyorum şimdilik, en iyi ifade eden tabir bu zira. ancak tek kelimeye indirme planı içindeyim, bulunca. cahil burada boş insan anlamında, boş tekebbür de diyebiliriz. dayandıkları bir neden yok yüzlerine yerleşmiş bunca tekebbür için, sebepsiz tekebbür bu. boş, bomboş, yüzeysel oldukları halde tekebbürlü olmaları şaşırtmıştır hep şahsımı. böyle olduklarının, gerçekte ne olduklarının zerre kadar farkında değiller üstelik.

tevazu, samimiyet, iyiniyet, başkalarının iyiliğini istemek, yardımseverlik gibi olumlu kavramları tespit edemedim maalesef bu halkta - büyük bir kısmında en azından. belki nadir de olsa vardır ancak ben şimdiye kadar rastlamadım. 

belki bir yüz yıl sonra düzelirler diye umut etmekteyim şimdilik naçizane.


ara ara bu tür yardım talepleri de geliyor, hayvansever bir topluluk var, birkaç kişiden oluşan.